Kanser ve Beslenme

Kanser tanısı aldıktan sonra yoğun mücadelenin yaşandığı bir dönem bizi beklemektedir. Bazen rahatsızlığın, bazen de tedavinin yan etkilerine bağlı olarak beslenme konusunda sorunlar ile karşılaşabiliriz. Bu süreçte yalnız ve çaresiz olmadığımızı hatırlatır, bu tarz sorunları diyetisyeniniz ile düzenli görüşmeler yaparak kısıtlayabilir veya engelleyebiliriz. Buradaki en önemli nokta düzenli olarak kontrollerimizi ve görüşmelerimizi takip etmektir.
Tanı anından itibaren maruz kalınan pek çok bilgilere karşı bilimsel temelli ve gerçekliğin kanıtlanmış olduğu tedavi yöntemleri uygular ve en doğru şekilde sağlığımızı geliştirerek ilerleyebiliriz.
Beslenme, kanser tedavisinin önemli bir parçasıdır. Tedavinin seyri, genel sağlık durumu ve mevcut durumda varsa ek hastalıklara bağlı olarak oluşturulan bir beslenme programı ve diyetisyeninizin düzenli kontrolü ile ilerlemek hem tedavinin yan etkileriyle baş etme konusunda kolaylık sağlar hem de tedavi sürecini geliştirerek olumlu sonuçlarla karşılaşma başarımızı artırır.
Kanser teşhisi alan bireylerin beslenmesinde önerilen beslenme modellerinin başında ‘’Akdeniz Beslenmesi’’ bulunmaktadır. Bu noktada bireyin; yaşı, boyu, vücut ağırlığına ek olarak eğer varsa sahip olduğu hastalıkların, genel beslenme alışkanlıkları, aldığı tedavi planı ve beslenmemizi etkileyecek yan etkiler göze alınarak planlanan bir beslenme programı ile sürece devam etmekteyiz.
Kontrol görüşmelerinde hem siz hem doktorunuz hem de diyetisyeniniz ile multidisipliner çalışarak, ortak kararlar alıp bu görüşte ilerleyerek sağkalım durumu ve tedavinin başarı etkenini arttırabiliriz. Bu artan başarı yaşam kalitemizi oldukça yükseltecektir. Hedef her zaman, sağlık durumunu pozitif yönde etkileyecek bir ortam ve çözüm önerileri ile ilerlemektir.
Kanser hakkında, günümüzde özellikle beslenme, mucizevi kürler ve bitkisel ürünler konusunda çok fazla bilgi vardır. Bu bilgilerin birçoğu kaynak belirtilmemiş ve bilimsel temellere dayandırılmamış kirli bilgilerdir. Beslenmeniz konusunda akıllara takılan her türlü konuyu veya fikri diyetisyeniniz ile rahatlıkla konuşabilir ve sizin gerçek temelli anlatımlarla temiz bilgilere ulaşmanızı sağlayacaktır. Bu bağlamda sağlıklı olabileceklerini düşündüğünüz besinler ya da takviyeleri kullanmadan önce mutlaka diyetisyeniniz ve doktorunuza danışınız.

Nasıl Pişirmeliyiz?

Barbekü tarzı direkt ateşin yiyeceklere temas ettiği pişirme yöntemleri özellikle kanser riskini arttırmaktadır. Mangal kömürüne yakın olarak pişirilen besinlerde toksik içerik artmakta ve sağlığımızı olumsuz yönde etkilemektedir. Benzer bir şekilde kızartma, kavurma, közleme, tütsüleme gibi yüksek sıcaklarda pişirme veya saklama yöntemlerinden kaçınarak suda ve buharda haşlama, fırında pişirme ve soteleme gibi daha sağlıklı pişirme yöntemlerini tercih edebiliriz.

Dikkat Etmemiz Gereken Yiyecekler

Son yıllarda sıklıkla duyduğumuz ısırgan otu, greyfurt veya nar gibi bazı bitkilerin kemoterapi ilaçlarıyla etkileşebileceği ve tedavimizin etkinliğini azaltarak veya tedavinin oluşturabileceği yan etkilerini artırarak yaşam kalitemizi düşürebileceğini bilmekteyiz.

Besin Takviyeleri ve İlaçlar

Tedavilerimiz sırasında ailemiz, yakın çevremiz ya da karşılaştığımız insanlar kendilerine veya tanıdıklarına iyi geldiğini söyleyebilecekleri yiyecekleri, besin takviyelerini veya ilaçları önerebilmektedir. Bu tedavi yöntemlerinin ‘’Doğal Ürünlerden ve Bitkisel Takviyelerden’’ oluştuğu için daha faydalı olduğu düşünülmektedir. Bu kanı miktar, cins veya ihtiyaçlarla uyuşmayıp tedaviyi sekteye uğratabilmektedir. Kullanılan ilaçların ve takviyelerin diyetisyen ve doktorlarınız ile karar verilip devam edilmesi tedavi başarısını arttırmaktadır.

İştahsızlık

Tedavi sırasında çokça karşılaştığımız durumlardan biri yemek isteksizliği. Hareket ederek iştahımızı arttırmak için genellikle yanımızda ve ulaşabileceğimiz yerlerde ceviz, fındık, elma, çilek gibi yiyecekleri ulaşılabilecek yerde bulundurmamız yardımcı olacaktır. Kurabiye, kek gibi küçük boyutlardaki nem miktarı daha az olan yiyecekleri geçiş sürecinde kullanabiliriz. İştahsızlığımızın devam etmesi ve bununla beraber vücut ağırlığının oldukça azaldığı durumlarda doktorumuzla ve diyetisyenimizle görüşerek gerekli durumlarda beslenme takviyesi, enteral ürün veya ilaç kullanmaya başlayabiliriz.

Tat Tomurcuklarımız Daha Az Çalışıyor Olabilir

Kemoterapi süresince protein, karbonhidrat ve yağ içerikli besinlerin dengeli bir düzende tüketerek başarımızı arttırabiliriz. Kemoterapide; tat alma ve koku, yutkunma ve çiğneme gibi yiyecek tüketimimizi direkt etkileyen fizyolojik değişimler yaşayabiliriz. Bu süreçte normalde çok severek tükettiğimiz yiyecekleri daha az tüketebilir ya da hiç sevmeyebiliriz. Aynı şekilde hiç sevmediğimiz veya hoşlanmadığımız yiyecekler daha lezzetli ya da çekici gelebilmektedir.

Midemiz Bulanabilir

Tedavi sürecinde en sık rastlanan yan etkileri arasında mide bulantısı ve kusma yer almaktadır. Kokusu rahatsız edici veya yağ oranı daha fazla olan yiyecekleri daha az tüketebiliriz. Peksimet, kraker ya da çıtır ekmek tüketerek bulantımızı bastırabiliriz. Su, ayran, maden suyu gibi normalde yiyeceklerle tükettiğimiz içeceklerimizi öğünler arasında almak bulantı oluşturmasını önleyebiliriz. Sıkı olmayan kıyafetleri tercih ederek baskı hissini azaltarak mide bulantısı engelleyebiliriz. Zencefil veya kimyonu öğünlerimize ekleyerek hem bulantıyı hem de kusmayı engelleyebiliriz

Ağız Kuruluğu

Tedavi süresince ağzımızdaki kuruluk, acı hissi ve yaralar ile beslenmemiz zorlanmaktadır. Ekşi, acı, asitli, tuzlu ve bol baharatlı yiyeceklerden kaçınarak, besinleri çok sıcak ya da çok soğuk tüketmeden beslenmemizi destekleyebiliriz. Yutmakta zorlandığımız süreçlerde besinlerimizi daha küçük hale getirebilir veya blender ile püre olarak tüketebiliriz. Ağız kuruluğunu gidermek için sık sık az miktarlarda su içebiliriz. İçerisine zencefil, tarçın, nane, maden suyu, limon gibi tatlandırıcılar ekleyerek içecek hazırlayabiliriz. Naneli veya mentollü sakız veya şeker tüketmek ağız kuruluğumuzu engelleyebilmektedir.

Tuvalet Alışkanlığı Değişiklikleri

İshal veya kabızlık tedavi sürecinde karşımıza sıkça çıkabilen semptomlardandır. İshal olduğumuzda posalı besinler, yağlı yiyecekler, süt ürünlerini ve tatlandırıcı içeren besinleri azaltarak kontrol edebiliriz. Doktorumuz ve diyetisyenimizin de görüşünü alarak tuzlu ayran, muz, patates, havuç, pirinç gibi hem posa miktarı düşük hem de nişasta içeriği yüksek; aynı zamanda sodyum ve potasyum gibi mineral içeriği yüksek besinleri tüketebiliriz. Kabız veya zorlandığımız tuvalet zamanlarımızda bol posalı yiyeceklerimizi arttırabiliriz. Hem ishal hem de kabızlık yaşadığımızda ise bol su tüketerek sıvı ihtiyacımızı karşılamamız gerekmektedir.

Alkol ve Sigara Tüketimi

Psikolojik ve fizyolojik bağımlılık yapabilen bu ürünler birlikte veya ayrı ayrı tüketildiklerinde de hem tedavi sürecinin başarısını azaltmakta hem de hastalık oluşturma riskini arttırabilmektedir. Sigara ve alkol tüketimimizi sınırlandırmalı ve sonlandırarak tedavi başarımızı arttırabiliriz.

Kanser ve Vücut Ağırlığı Yönetimi

Tanı aldıktan sonra mevcut vücut ağırlığımız ve beslenmemize bağlı olarak beslenme planı çizilmektedir. Genel kanı kanser hastalarının bu süreçte agresif olarak vücut ağırlığı artış veya azalışı yaşamaması gerektiği yönündedir. Hastaların ideal ağırlık aralığında kalmaları süreci olumlu yönde ilerlemekte ve tedavi ve sağ kalımda başarı yüzdemizi arttırmaktadır.

Şeker Kanseri Besler Mi?

“Şeker kanser hücrelerini besler.” çok sık karşılaşılan cümlelerdendir. Baktığımızda şekerin yapı taşlarından biri olan glikoz vücuttaki tüm hücrelerin ana besin kaynağıdır. Glikoz bizim tükettiğimiz birçok karbonhidratta bulunan temel yapı taşı olmasıyla da aslında bu kanının hem uygulanabilir hem de mantıklı temelleri olmayan bir yaklaşım olduğunu bize açıklamaktadır. Özellikle sağlıklı miktarlarda ve ihtiyacımıza yönelik tükettiğimiz karbonhidratlarla sağlığımıza ve tedavi başarımıza yüksek oranda katkı sağlar. Bu başarılar artarken aslında ‘’şeker’’ olarak bahsedilen bu ürünün daha çok karşımıza basit şeker olarak çıkan ve tatlı, pasta, kek, çay gibi ürünlerde tükettiğimiz toz şeker veya bilimsel adıyla sükrozdur. Sükroz iki tane şeker yapısının bir araya gelmesiyle oluşur ve çok hızlı parçalanabildiği için kan şekerini oldukça hızlı yükseltir. Bu yükselmeler bizim insülin düzeylerimizi etkilerken tüm vücut hücrelerimizin dengesini bozabilmektedir. Bu noktada diyetisyeniniz ile sağlıklı ve size uygun bir beslenme programı oluşturmak tedavi başarımızı arttıracaktır.